''Düşünen insan; sahp olduğu nimetlerin farkına varır;Düşünmeyen insan; kendini o nimetlerden mahrum sanır... ''
Memur in İstanbul
Zeynep isn't in your network. Add Zeynep
|
mahser yoluwrote:
Anne Babaya Asi Olmak
Müslümanın iki önemli görevi vardır. Birisi, yalnız Allah'a ibadet etmek, diğeri de Allah'ın yaratıklarına şefkat ve merhamet göstermektir. Allah'ın yaratıklarından insana en yakın olan anne ve babadır. Çünkü onlar, insanın dünyaya gelmesine sebeptir. Sadece dünyaya gelmesine sebep değil, aynı zamanda onu büyüten, yetiştiren, terbiye eden ve eğiten insanlardır. Bu hizmetleri için bir karşılık beklemedikleri gibi bir ağırlık da duymamışlar, bu hizmetleri seve seve yapmışlardır. Kendileri yememiş çocuklarına yedirmişler, giymemiş çocuklarına giydirmişlerdir. Çocuklarının rahatı için hiç bir fedakârlığı esirgememişlerdir. İşte bunun içindir ki dinimiz anne ve babaya karşı saygısızlığı yasaklamış ve bunu büyük günahlardan saymıştır. Peygamberimiz şöyle buyurmuştur: "Büyük günahlar; Allah'a ortak koşmak, anne ve babaya karşı gelmek, adam öldürmek ve yalan yere yemin etmektir." (Buhari, Eyman, 16) "Üç şey vardır ki, bunlar ile yapılan amelin faydası olmaz: Allah'a ortak koşmak, anne ve babaya asi olmak ve savaştan kaçmaktır." (et-Terğib ve't-Terhib, c.3, s.328, Beyrut, 1938 (Hadisi, Taberani, rivayet etmiştir.) "Allah'ın rızası, anne ve babanın rızasındadır. Allah'ın gazabı, anne ve babanın gazabındadır." (Tirmizi, Birr, 3) Anne ve babaya özellikle yaşlandıklarında, yapılacak hizmet, kişinin Cennet'e girmeyi haketmesine, aksi ise cenneti kaybetmesine ve cehenneme gitmesine sebeptir. Nitekim Peygamberimiz: "Burnu sürtülsün (yani zillete uğrasın), yine burnu sürtülsün, yine burnu sürtülsün," buyurdu. Kendisine soruldu: -Kimin ey Allah'ın Resulü? Peygamberimiz: "Anne, babasından birinin veya ikisinin ihtiyarlıklarına yetişip de sonra cennete giremeyenin (yani onların rızasını alamayanın)," buyurdu.(Müslim, Birr, 3) Anne ve babaya lâyık oldukları hizmet ve saygı gösterilmeli, onları üzecek her türlü davranıştan uzak durulmalıdır. Çünkü onlar bizim velînimetimizdir. Hiç bir mazeret, onlara karşı saygıda kusur etmemizi haklı çıkarmaz.
Nov. 13
|
|
|
Başımı kaldırıpta gökyüzüne baktığımda İki tane çizginin belirdiğini görüyorum Birinin adı dostluk,diğerinin ki ise sevgi. Sonra araya uzaklık giriyor; sevgi yavaş yavaş siliniyor Dostluğun bir önemi kalmıyor o an. İnatla sevgimi gökyüzüne çiziyorum uzak diyarlarda da olsan , Başını kaldırıp ta gökyüzüne baktığında göresin diye Sessiz dokunusudur dostun bakisi, Kar yagarken günes gibidir gülüsü, Azgin dalgalarda sükünettir sohbeti, Hele uzaklarda ise hic cekilmez hasreti… Nedenlerini merak etse de, göz yaslarimizin dinmesini bekleyecek kadar anlayıslı, titrek sesimiz ve telaslı cümlelerimizi sükunetle dinleyecek kadar sabırlı, acımızın bir kısmını kendine yük edinecek kadar cömert ve yürekli insanlar mıdır dost diye seçtiklerimiz? Sadece sohbeti degil, sessizligi de sıkıcı olmayan ; yalnızlıgımızı unutmak için varlıgı, eksikligini hissetmemiz için yoklugu kafi gelen insanlara mı dostum deriz? Konusurken gözlerimizi kaçırmadıgımız, kendimizi saklamadıgımız ve yüzümüze en acı gerçekleri haykırırken bile darılmadıgımız yalnızlıgımız mıdır dost dedigimiz insanlar? Adımızın önüne dost sıfatı koyan insanlar var mıdır hayatımızda?....
Nov. 6
|
|
|
mahser yoluwrote:
s.a
buyrun inş
Oct. 31
|
|
|
mahser yoluwrote:
Oct. 31
|
|
|
Gül! Mamafih erguvanların soluksuz zamanlarında sana hassas Sana kırılgan, sana vurgun çiçekli sözler vereceğim avuçlarını aç Fiz-ani bir kınanın uzakların haritasını çıkartıp önüne seriyorum Ki gelmesini bilecek ayakların, görmesini hissedecek gözlerin Yaşamasına alışacak ilerlemelerin. Gövererek gökleri izle şimdi Lal kesilen yaralarım var sukuttan nabız nabız kan damlatan Ve besleyen çılgınlıklarımın gözyaşlarına değen musallalarını İncelt ve seyret kâkülüne yaslanan saçlarımı, sendendir ahretliğim Sendendir denizlerimi çılgın bir seyre daldırıp mavileştiren Gül! Mamafih erguvanları sula gözyaşlarının benzetmeleriyle Lal kesilen yaralarım var sudan hasret çölden deniz uzaklıktan biçare Sukuttan nabız yoklayan kalbine gül diye değdirdiğim sözcüklerle Islak bir yonca yaprağı gibi yaralanıp yaralanıp yoluna koyulduğum Hasretlik perçemine günler saydığım sarı saçlarınla hasret Bırakma beni tenhanda zinhar eylemlerle kaybolurum desteksiz Bırak gözlerinde dalayım bütün nazlı yanlanışlara Kınalı bit türkü çağlasın boylarca günlerimin saatlerinde Nisyansız anıyorum bu sefer hiçbir şeyini bırakmayarak Daha dünden yarım kalmış bir hasretim var alıp götür beni gözlerine Bu sefer birlikte açılalım martıların seyriyle açılıp açılıp denizler boyunca Yol eylesin bize sultani iklimlerde güllerin deyişe muntazam ay ışıkları Güleninden aksın boynundan yansıyıp duran ve hayat diye bildiğim Gülüşlerinle sal beni ukbaya sal beni sonsuz bekaya sal beni içine Sal işte bütün lal kesilmiş yaralarımla sukutunu yokluyorum kelimesiz Hasret bulaşığı yüreğimle sana nefessiz adıyorum özlemlerimi Sal işte lalim, sal bütün mavilim, sal denizim, sal cennetim. Düğün bestelesin arafta meyvelerini toparlamış ve hazırlanmış Sahipsiz şarkılar düğün bestelesin bu gün beklemelere sığan yürek Yarın gülüşlerinde kaybolacak bir zemheriyi yakacak birer Düğün bestelesin şarki illerin şarkıyla anılan Kerküt’ü, İsfahan’ı, Tebriz’i Güleninde sürmeli bir çehre olsun güllerin renkli hercailerince Baş kaldırsın halayın başını çeken ay, yıldızlara sarılsın Ellerinden izlet bütün göveren düşleri ve gör işte bütün bütün Lal kesilmiş sözcüklerim seni anarken, Laldir sana hasret kesilen dilim. B.Can slm ve dua ile hayırlı gunler aeo kib
Oct. 30
|